Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.
Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
BATIYA FABRİKA YOL, DOĞUYA KARAKOL
Doğunun kaderi açlık, işsizlik ve hor görülmekmiş, batı vatan mış peki doğu ne. Yıllar önce bir yerden okumuştum,”insanın geçmişi ne kadar eskiye dayanırsa hafızasında o kadar derin izler bırakırmış”…
Daha yolun başındayım ama yaşadığım şeyler bende derin izler bıraktı. Bugünkü bati siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz dogunun uyanışı hangi derecededir diye bir soru sorsam sizlere ne derdiniz acaba. Türkiye’de bilimsel siyaset yok, yobazlık var. Onlarda biliyorlar ki artık tutuklamalarla, yasaklarla, işkenceyle bu iş yürümez. Onların değişim zamanı geldi, değişin artık. Çünkü biz çoktan uyandık. Kitap okumanın düşünmenin bile yasak olduğu bir ülkedeyiz. Bir savaş meydanındayız ve dogu gençliği çok hızlı ilerliyor. Bir sofra düşünün ve bu sofrada bir aç ile bir tok düşünün. İkisi de birbirleriyle aynı konuşabilirler mi. Hayır konuşamazlar. Bizim durumda böyle işte. Anadilde eğitim veren bir okul olsa ya da bir kuruluş, anadil serbest olsa bizde yayınevlerimizi matbaalarımızı kurabilirdik. Yayın özgürlüğümüz bile yok. Dogulu yazarların ve şairlerin hangisi Türkiye de yaşıyor. Türkiye de yapamadıklarımızı yurt dışında yapabiliyoruz. Çünkü halkla başa çıkamıyorlar. Yazarlarımızı susturdukları an büyük silahlarını yani kalemlerini kullanıyorlar. Bizler halkiz başka bir milletin fikrine ve kültürüne ihtiyacımız yok. ...... Türkiye hudutları içerisinde yaşayan dogu halkının ana tabanı dogunun geniş köylü kitleleri değimlidir. Ana dili kabul edilmiş olsaydı kültürümüz serbestçe gelişebilir... DJ_ÜVEYS
SURUÇ’TA TAM 25 YILDIR SULAMA SUYU HATTA İÇME SUYU BİLE YOK . HER TÜRLÜ BİTKİYİ YETİŞTİRMEYE ELVERİŞİLİ OLAN TOPRAĞI SUSUZLUKTAN ÇATLAMIŞ DURUMDA .
ESNAFLAR ÇARESİZ. BELEDİYE TANKERLERİNDEN ALINAN 3 TON SUYA 5 YTL ÖDÜYORLAR . BU SUYUN YARISINI DA PARA VERMEK İSTEMEYEN VE SUYA İHTİYACI OLAN ESNAFLARIMIZ ÇIRAKLARINI GÖNDERİP BİDONLARLA SU GETİRMELERİNİ SÖYLÜYORLAR. BU DURUMDA HEM ANLAŞMAZLIK ÇIKIYOR HEM DE SU SORUNU...
BAŞA GEÇEN BELEDİYE BAŞKANLARI ÇARESİZ, YER ALTINA DÖŞELİ ANAHAT BORULARI HASARLI GELEN SUYUN TAZİKİYLE BORULAR PATLAYIP SU MAHALLERLERE SAÇILIYOR. MAHALLELERE SAÇILAN SULAR HEM ZİYAN OLUYOR HEMDE SU BASKINLARI SEBEP OLUYOR.
BİZ SURUÇLU GENÇLER OLARAK SUYUN EN KISA ZAMAN DA GELMESİNİ İSTİYORUZ. ÇÜNKÜ SURUÇ’TA SU SORUNU YÜZÜNDEN SURUÇ’UN 2/3’Ü ORANINDA BAŞKA YERLERE GÖÇ OLMAKTADIR. HALK KENDİ TOPRAĞINI BIRAKIP BAŞKA YERLERE İŞÇİ OLARAK ÇALIŞMAYA GİDİYOR.
EVET İNSANLAR ÇARESİZ, BİR BARDAK SU İÇİN HEM ELEKTRİK GİDİYOR HEMDE HALK TULUMPA DEDİĞİMİZ ALETLERLE KENDİNİ YORUP SU GETİRMEYE ÇALIŞIYOR. SU DİNAMOLARI OLMADAN HİÇBİR MAHALLENİN SUYU GELMİYOR. BAZI MAHALLELERDE DİNAMOLARLA BİLE SU İHTİYACI SAĞLANAMIYOR.
SURUÇ SUYA HASRET... SU NE ZAMAN GELECEK...
ADİL KILIÇ VE METİN ÇINAR....
SURUÇ U KADINLARIMIZA VE KIZLARIMIZA YAŞANABİLİR BİR ŞEHİR HALİNE GETİRELİM
Erkek egemenlikli sistemi çözümleyerek kadını ideolojik, siyasal ve örgütsel açıdan bir bilinç ve güç sahibi haline getirebildik mi? HAYIR…
Toplum içindeki ilişkiler, erozyona uğrayan değer yargıları, sanattan kültüre, eğitimden sağlığa, şehirlerden köylere kadar her yerde her alanda dengesizlik almış başını gidiyor. Birçok birey özelliklede kadınlar haklarının bilincinde değiller. Kürt kadını son yıllarda önemli bir gelişim düzeyi yakaladı ama hala bir şeyler eksik. Bu tartışmasız bir gerçekliktir, peki Suruç ta kadınlarımız ne yapıyor. Erkek egemenliğinin ilk sırada yer aldığı bir kent, kadınlarımızın yıpratıldığı, günden güne eridiği şehir. Kadınlara değer vermeyen bir toplum olmayın artık. Gözünüzü dört açın ve etrafınıza iyice bir bakın çevre illerde şehirlerde neler oluyor. Kadınlarımız nerelere gidebiliyor Suruç ta, kadınlık evde oturup çocuk doğurup bakmaktan ibaret değil artık. Her kadın kendi evinin hizmetçisidir, ama dışarıda neler oluyor biliyorlar mı? Ev gezmesinden çamaşır ve bulaşıktan, yemek yapmak tan çok şeyler var bilmedikleri. Hangi erkek kadınını alıp ta gezmeye götürebiliyor şöyle bir akşamüstü, hiç biriniz götüremiyorsunuz çünkü Suruç ta gidecek hiçbir yerleri yok, bir park yapıldı, maalesef oda gençlerimizin mekânı oldu, sivil toplum örgütü yok, kadınlara yönelik bir faaliyet yok, her şey varda niyeyse yoklar çok. Böyle bir memlekette kadın olmak her şeyden çok zor, Birecik bile aldı başını gidiyor. Oysa aramızda mesafeden başka ne fark var. Bir umursamazlık var erkeklerde çok eşlilik var, çok çocuk isteği var. Sonrada başka şehirlere gidip çalışmak zorunda kalıyorlar. Kendi memleketimiz dururken başka şehirlerde sefalet içinde yaşamak zorunda mısınız beyler. Kadınlara verilen değer nerde, kızları okutmak varken çocuk yaşta evlendirmek niye. Üstelik başlık parası Suruç ta hala yaygın, bu para size ne kazandırıyor beyler, kızlarımızı oyun ve eğitim çağında evlendirmek niye. Bir tabak yemeği eksilecek ve sizler bunla zengin olmayacaksınız. Töreler böyle demeyin. Kendi törenizi kendiniz belirliyorsunuz, sonrada çıkıp her şeyi ben bilirim havasında salınıyorsunuz. Oysaki yapacağınız şeyler çokta zor olmasa gerek, biraz ilgi beyler lütfen. Göreceksiniz ki kadınlar her şey demekmiş. Sadece erkek egemenliği yok bunu kabullenin ve Suruç u kadınlar için yaşanabilir bir şehre dönüştürün, kızlara eğitim ve iş imkânı sağlayın. Tabiki bunlarda resmi yetkililerimize düşen bir görevdir. Erkek olarak yapacak çok şey var bu durumda, kadınlarımıza ve kızlarımıza destek olun beyler lütfen. TEKRAR EDİYORUM SURUÇ U KADINLARIMIZA VE KIZLARIMIZA YAŞANABİLİR BİR ŞEHİR HALİNE GETİRİN. Hep sizler mi yaşayacaksınız yaşamak biz bayanların da hakkı, lütfen bu hakkımıza saygı duyun olur mu? Evet, beyler hadi şimdi bizimle birlik olun göreceksiniz hayat çok daha güzelleşecek. Yeni nesil yetişmeden yok olmasın mademki Suruçluyuz Suruç u bizimle yaşatın, unutmayın kadınlar var oldukça erkekler daha güçlü olacaktır. Ve Suruç artık değişim zamanın geldi de geçti toprağım.
DJ_UVEYŞA.... SURUCEE
BANA KİMLİĞİMİ GERİ VERİ
Baba adı: Mehmet
Ana adı: Hatice
Doğum yeri: Diyarbakır
Doğum tarihi:15.03.1978
İşte benim kimliğim bu, yadırğadıgınız hor gördüğünüz ben buyum işte. Ne farkım var benim sizlerden, dilimden kimliğimden yola çıkarak yadırgamayın. Çoğunuzdan daha iyiyim ben, konuşmam kabadır ama yüreğim yumuşaktır. Ben sizin gibi yetişmedim benim halkım fakirde olsa onlar kadar gururluyum. Özel ders alamam sizler gibi, ben hayatı okuyorum ve sizlerden çok daha iyi şeyler biliyorum.
Sen… İlk görüşte bana arkadaşım diyen zavallı… Bumu senin arkadaşlığın bumu senin insanlığın, ders aralarında gevezelik yapan hocanın gözüne girebilmek için birilerini rencide etme artık.
Sen… Öğretmenim… Bana sadece ders vermek için buradasın, kabalığım sadece konuşmamdır. Ders notlarımla gurur duyman gerekirken diğer örgencilere karşı beni hep küçük düşürmeye çalıştın, başardın mı peki hayır… Yapamadın yapmaya gücünde yetmez. Bende öğretmen olacağım ama öğretmenliğin yanında senin alamadığın değerleri de alacağım adam olacağım örneğin…
Çoğunuzdan daha farklıyım ben, ben kazma kürek sallarken, pamuk tarlasında güneş altında çalışırken, mücadele etmeyi öğrendim. Çoğu zaman aç kaldım, ama kimliğimi hiç saklamadım. Saklasaydım sizler kadar bende iğrenç bir dünyaya kendimi kaptırırdım. Daha yolun çok başındayım sona gitmesini de bilirim çünkü ben Kürdüm.
Hey Kürtleri beğenmeyenler. Evet, sizler söyleyin şimdi sizler benim gibi başı dik yürüyebilirmisiniz. Ben aslımı adamlığımı korumaya çalıştıkça sizler daha da çirkefleştiniz. Sizin memlekette yaşıyorum diye sizden olmamı istediniz, suç sizi yetiştiren ailede sizde değil.
Benim amaçlarım farklı size baş eğmedim işte, beni bu yaşta siyasi amacınıza kurban edemediniz diye üzülmeyin. Sizden olanlar sizi bekliyor birlikte yok olmaya mahkûmsunuz. Ama ben ve benim gibiler tek yürek oldukça daha da çoğalacağız, baş edebilecek misiniz bakalım… Hayır. Çünkü ben kimliğimle karşınızdayım.
SELAM SANA ÖZGÜRLÜK.
( Ben bu duyguları kâğıda döktüğüm zaman daha 16 yaşındaydım, Diyarbakır dan benim yaşadığım kente göç etmek zorunda kalan sıra arkadaşımın sırf konuşması kaba diye ve Kürt olduğu için nasıl zorluklar yaşadığını anlatmaya çalışmıştım,birazda isyandı aslında. Bu yazıyı ona ilk okuduğum zaman ağlamıştı ve bana bir daha asla ağlamayacağı için söz vermişti şimdi nerede bilmiyorum, kim bilir belki de benim yapamadıklarımı yapmaya gitmiştir )
DJ_UVEYSA SIRUCE
BİR SEVDADIR SURUÇ
Merhabalar öncelikle kendimi tanıtmak istiyorum. ismim Mehmet aslen Trabzonlu olup 1979 Zonguldak doğumluyum ve 1995 yılından beri Antalya'da yaşıyorum.
Sizlere Suruç'tan bahsetmek yerine Suruç'a olan sevdaamdan bahsetmek istiyorum. İnsan sevdalısını nasıl anlatabilirki öyleki bazı şeyler ne dile ne kaleme dökülür
yaşamak ve hissetmek gerekir ve ne mutluki ben bunu yaşayanlardan biriyim her ne kadar hierarşik bir çatı altında ve kısıtlı bir şekildede olsada.
Suruç'a olan sevdam bundan 7 yıl önce askerlik yaptığım dönem içerisinde başladı gerçi bu buruk bir başlangıçtı çünki dağıtımım ŞanlıUrfa ya çıkıp Suruç'a ayak bastığımda
karşılaştığım manzara ve henüz kısa bir süre önce yaşananları duyduğumda tüylerim diken diken oldu uzun bir süre neden diye sordum kendi kendime çünki ne Suruç nede
Suruç'un halkı böyle birşeyi haketmiyordu. ''O zamanı yaşayanlar veya yaşananları duyanlar neyden bahsettiğimi anlamıştır..!'' sebep ne olursa olsun cami minarelerinin kurşunlara hedef olması ve halkın maruz kaldığı durum kesinlikle içler acısı ve hakedilmeyen bir durumdur.
Herneyse yaşanan bu tatsızlıkları unutmaya çalışıp asıl konumuza sevdamıza dönelim. Suruçta bulunduğum süre içerisinde yaşadığım o tatlı anları halen düşünüp kimi zaman dostlarımlada paylaşarak az da olsa özlemimi gidermeye çalışıyorum her ne kadar kısıtlı imkanları ve yetersizlikleri olsada beni Suruç'a çeken bağlayan birşeyler oldu sanırım bunda insanlarının
doğallığının, temiz kalpliliğinin, misafirperverliğinin, inançlılığının, örf adet gelenek ve göreneklerine bağlılığının ve yüreklerindeki o kocaman ışığın büyük önemi var. Kendi adıma ben insanlardaki o ışığı gördüm ve ogün bugün dür Suruç bende Aligör'den Mürşitpınar ına Höyükyanı na kadar bir tutku bir sevda dır.
Özellikle yaz aylarının ılık esintili akşamüstlerinde gün batımını izlerken geniş ovalarında derinlere dalıp gitmek, mahalle aralarında çocukların toprak yollarda oynamasın seyrederken kendi çocukluğumu hatırlamak, selam vermek köşede oturmuş sohbet eden amcalara ve içten bir karşılık almak verdiğin selama ve daha birçok küçük ayrıntılara gizlenmiş güzellikler tarifi mümkün olmayan bir mutluluk ve huzur du benim için bunlar.
Ve ( www.suruc.com ) seneler sonra aklımda, hayalimde, gönlümde kalan bu güzel şirin kasabanın internet sitesinin hazırlanmış olduğunu görmek beni fazlasıyla mutlu etti kısmen de olsa oraları görmek anılarımın tekrar canlanmasını sebep oldu. şimdilik sözlerime burada son verirken sitenin kurulmasında yapımında emeği geçen herkeze çok çok teşekkür ederek başarılarının devamını canı gönülden diliyorum ve ayrıca yine suruç lu olan ve amerikada yaşayan Selami bey'e ayrıca teşekkürlerimi borç biliyorum.
UZAKLIKLAR KÜÇÜK SEVGİLERİ YOK EDER, BÜYÜKLERİ YÜCELTİR
Tüm suruç' a ve suruçlulara selam olsun tekrar görüşmek dileğiyle..... Mehmet Kaya
KAYIP BİR ŞEHİR:SURUÇ
SURUÇ...Acıların memleketi...Sahipsiz bir ova...Susuz toprakların baş gösterdiği bir şehir...Hiç kimsenin yaşamayıp çok kimsenin yaşadığı bir yer...Kışın çamurdan yazın tozdan geçilmeyen bir şehir...Çok şey yapmış ama elinde hiçbir şey kalmamış kurak bir şehir...Adı faiz,kavga ve terörle anılan dışlanmış bir şehir...Urfa denilince akla ilk gelen yitik bir ilçe...
İşte Suruç bu(!).Aslında bu değil;sadece böylebiliniyor.Bütün olumsuzluklara sahip bir yer diye bilinir Suruç.Peki niye böyle biliniyor?Bu kadar olumsuzluk içinde hiç mi olumlu bir tarafı yok Suruç'un.Elbette var...Hem de sayılamayacak kadar...
SURUÇ...Hoşgörünün,dayanışmanın,yardımlaşmanın baş gösterdiği yer...Hiç tanımadığı birisine bile gece yarısı kapılarını açabilen bir şehir.Barışı,sevgiyi,kardeşliği en çok isteyen bir ilçe Suruç...Suruç'a gelen misafirleri(yabancıları) kendisinden daha çok korumasını bilen bir yer Suruç...Kendi memleketinden kopmak istemeyen;ama çocuklarını okutmak,doyurmak ve giyindirmek için yazın Harran'a,Siverek'e,Viranşehir',Adana'ya giden bir kitleye sahip Suruç ovası...
İşte Suruç'un böyle yönleri de var.Ama böyle yönleriyle öne çıkıldığı ne duyuldu ne de görüldü... Hep çamuru,tozu,kavgası ve faiziyle öne çıktı Suruç.Peki Suruç'u kim bu yönleriyle öne çıkardı?Dışarıdan birileri mi Suruç'bu hale getirdi?Hayır.Üzülerk söylemek gerekir ki Suruç'u Suruçlu bu hale getirdi ve ancak Suruçlu kurtarabilir.
Evet Suruçlu bu hale getirdi.Eskiden bazı olumsuzluklar yaşanmış olabilir.Ama bunları bütün Suruç halkına mal etmek büyük bir hatadır.Hangi Suruçlu'ya sorsanız Suruç'u hep olmayan olumsuzluklarla anlatır.Suruçlu bunu yaparsa başkası bunu yapmaz mı?O günlerden bugüne çok şey değişti.artık herkesin bunu anlaması gerekir.Yoksa suruç hep böyle kalır.Suruç'u kurtaracak olan yine Suruçlu'dur.
Suruç'un hemen değişmesini beklemek kısa sürede olabilecek bir durum değildir.Bunun için biraz çalışmak gerekir.Herkesin yapması gereken ilk şey Suruç'u olmayan olumsuz düşüncelerden kurtarmaktır.Aslında düşündüğümüzde Suruç'un eskiden sahip olduğu hiçbir olumsuzluk şimdi bulunmuyor.Suruç'un artık büyük bir gelişme göstermesi gerekir.Artık Suruç'un sesi duyulmalı.Suruç'un sesini eğitimcileriyle,projeleriyle,etkinlikleriyle,kültürüyle duyurması gerekir.Kendini Suruçlu olarak gören herkes Suruçlu olmakla gurur duymalı ve Suruç adına mutlaka bir çalışma yapmalıdır.Suruç kayıp bir şehir olmaktan çıkıp parlayan,yükselen bir kent olmalıdır...
MÜSLÜM BARAN
DJ_FERHATOSMAN
SEVGI BU KADAR UCUZ,BU KADAR BASITMI?
...Sevgi parayla satin alinmaya calisiliyor,Cehaletin altinda ezilmis dogruyu yanlisi henuz ayird edememis hayatlari basi kendini bilmez dengesiz insanlarin yuzunden mahf olmus genclerden bahs etmek istiyorum biz gencler bu cahil insanlar yuzunden aci cekmeye,ezilmeye ve surunmeye mahkum edilmisiz sanki,ancak boyle birseyi hak etmedigimize inaniyorum ve bunun mucadelesini vermek icin butun genclere bir cagrida bulunmak istiyorum.Memleketim urfada bu gibi olaylarin cok oldugundan once ordan baslamak istiyorum,guzel memleketimin guzel insanlari:adina TORE denilen ancak asil adi CEHALET olan bu cahil insanlarin dusuncesizce verdigi kararlar altinda ezilmeyelim,gelin sevgimiz adina savasalim silahla degil DIRENCIMIZLE.Kacinci yuz yilda yasiyoruz neden halen insanlar neden birbirilerini gormeden tanimadan sevmeden evlendiriliyor?Ve neden genclerimiz buna karsi cikmiyor hayatlarini mahf edilmesine izin veriyorlar,sonrasindada neden bu aldatmalar ihanetler ve ardindan gelen vahset cinayetleri oluyor diye aylarca belkide senelerce arastirmalar yapiliyor ne sacma.Halbuki hersey ortada.
Gelin buna hep birlikte bir cozum bulmaya calisalim belkide bizler boyle eli kolu bagli oldugumuz surece bir cok arkadasimiz o yanlisa kurman gidecek,belkide gulmeyi unutacak gozleri hep yasli olacak biz ise buna sadece seyirci kalacagiz sizden ricam sag duyulu olmanizdir.Ve en guzel dusuncelerinizi benimle paylasmanizi bekliyor olacagim.Hepinize SEVGI VE SAYGILAR
HAVIN
AZİZ DİYAR SURUC
Suruç ta olmak vardı şimdi, sonbaharı Suruç ta yaşamak Suruç sokaklarında dolaşmak. Suruç ta yaşlanmak ve Suruç ta ölmek acaba banada nasip olurmu Suruç ta ölmek. Eksiklerin çok olduğu nerden başlasak ta var etsek dediğimiz memleket Suruç aziz diyar, ben ne zaman konuşsam eksik var desem ister istemez konu bayanlara gidiyor. Artık bayanlara yönelik bir şeyler yapalım lütfen en azından onlara da konuşma hakkı verilsin. Suruca bir dahaki gelişimde kapı kapı dolaşıp bayanlar ençok neyin eksikliğinden şikâyetçi diye soracağım, valla beni kovmazlarsa yapacağım bunu. Son gelişimde çok şeyin değiştiğini iyiye gittiğini gördüm ama bana sorarsanız yetmez, alışmışız ya hep her şeyin en iyisini istemeye ama istediklerimizde hakkımız değil mi? Ayrıca belediyemizden bir isteğim var, acaba esnaflar ne kadar denetimden geçiyor ve siz saygıdeğer esnaflarımız sattığınız ürünler nekadar sağlıklı. Onuda ben söyleyeyim mi size, bunu bizlere yapmayın ya tarihi geçmiş ürünleri satmayın bize. Tekrar iade etme hakkına sahipsiniz ama sizler ısrarla iade etmeyip kendi öz halkınızın sağlığını tehlikeye atıyorsunuz. Lütfen biraz daha dikkatli olun olurmu. Okullar açıldı artık herkes bir şeylerin peşinde koşturuyor eee malum artık kışa hazırlıkta var Suruç tatlı bir heyecan içinde şimdi, Ramazan ayına ne kaldı daha bir güzelleştin be Suruç. Yolların eskisi gibi çamur olmayacak belki ama karanlık olacak nedenmi çünkü elektrik direkleri resmen çıplak kalmış. Ya bu kadar zor olmamalı bir lamba takmak, etrafı aydınlatmak degilmi biraz daha önem verin lütfen. Şehrimizi temiz tutalım onu sevelim ve geleceğin gençlerine yakışır bir hale getirelim. Kime sorduysam çocuklardan ne okumak istiyorsun diye çoğu sırf okumak için degilde Suruç tan dışarı çıkmak için okumayı tercih ediyor, dershaneler ne kadar yeterli diye sorduğum kişiler eğitim olmadığı için cevap bile vermediler. Kimisi okuldan aldığı bilgiyle kimiside kendi çabasıyla bir yerlere okumaya gidiyor. Suruç elden gidiyor arkadaşlar eskisi gibi kimse kalmayacak ve aziz diyar terk edilecek bir duruma geliyor. Belediyemizin icraatları yeterli olmuyor birazda halk olarak mücadele edersek kim bilir belki de Suruç çok daha farklı bir şehir olacak, bir kampanyamız vardı her eve bir ağaç diye. Maalesef arkadaşlar pek işe yaramamış bu kampanyamız, çoğu ev ve işyerleri hala çıplak oysa bir ağaç bir yeşillik ne kadar da güzellik verecekti çevremize. Kim bilir beklide biz yeterince duyuramadık bu nedenle de olabilir degilmi. Kütüphane istiyoruz kütüphanemiz var ama ben içerisini hiç görmedim, yıllar önceydi bir defa gittim ama kitap yoktu sadece boş raflar vardı, şimdi ne durumda bilmiyorum sadece yetkililere seslenmek istiyorum. Tek sucumuz küçük bir şehir mi olmak, kürt olmak mı, yâda kimsenin bilmedigi bir yerde yaşamak mı? Neden bizlere de imkânlar verilmiyor en azından geleceğin gençleri için sesimizi duyun artık bizlere hak ettiğimiz değeri verin olurmu.
Uveysa SIRUCE
HEY MEZARCI BABA ÖLE Bİ MEZAR YAPKİ,,KARA TOPRAĞA DERT OLSUN,,ÜZERİNE ÖLE Bİ YAZI YAZKİ,,SEVDİĞİM OKUDUKÇA KAHROLSUN ((( NEDEN))):
MÜSLÜM TAŞ ( BİR-NET ) ŞİİRLERİ
YAŞLI İNTİHARLARI
Yaşlılık öyle bir dönemdir ki, bir yandan gelişim sürdürülürken, diğer yandan gerileme ve yaklaşmakta olan ölüm bulunur.
İkinci çocukluk diye de adlandırılan yaşlılık döneminde, kişide fizyolojik değişmelerin meydana getirdiği psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Ergenlikteki değişimi andırır bu tür bir değişim. Ergenlikteki değişimde bir umut olduğu halde; yaşlı kimse artık umudunu da yitirmiştir. Kendisini toplumun genel akışından kopmuş bir varlık olarak düşünür.
Yaşlı için, yaşdöneminde meydana gelen fizyolojik değişimlerin ortaya çıkardığı depresyonlar en önemli sorundur. “Bu dönemde intihar fikri ve girişimleri kadar yaygın olan başka bir hastalık yoktur. Özellikle başarısız girişimlerde yineleme olasılığı daha yüksektir.”
Yaşlılıkta insan kendisi ile çatışma halindedir, ya da hayata küsmüş durumdadır ve saldırganlığının hedefi kendisidir. Ümitsizlik, yalnızlık, işe yaramama inancı gibi nedenler yaşlıları kolayca ölüme sürüklemektedir.
Yaşlı insanda bedensel değişimin yarattığı sorunlar yanında, çağdaş toplumla olan etkileşim bozukluğu da olumsuz nedenler durumuna gelmektedir. Geleneksel toplumda sayıları daha az olan yaşlılara belirli bir saygı varken, çağdaş toplum yaşlı insanı genellikle bağımlı, verimsiz, çenesi düşük, unutkan ve hırçın birisi diye tanımlama eğilimindedir. Böylece, faydalı olmak isteyen yaşlı, butür tepkilerle karşılaşınca umutsuzluğa kapılarak bunalıma düşmektedir. Genç kuşakların onun iyi niyetini anlayamadıklarını söyler; devrin değiştiğinden şikayet eder. Bunun yanında eşini ya da kendisini anlayan yakınlarının ölümü onda çöküntüyaratır. Gidenin yerine koyarak kimse o lmadığı için, yaşlıda ualnızlık ve soyutlama duyguları artar.
İş hayatından kopmuş olan yaşlı insanlarda bu durum daha belirgindir. Emeklilik döneminde bunalıma girmemek için alınabilecek önlemler oldukça azdır. Eski üretkenliğini yitiren yaşlı bir emeklinin toplumda oynaması gereken rolünün belirli bir yapısı yoktur. Emeklilikle birlikte birçok statüsünü kaybetmiştir.
Geçmişte kim olduğunu ve ne yapacağını kendine soran birey, yaşlılığında ise, hayatın anlamını, geçmişte neler yaptığını, bundan sonra neler yapabileceğini düşünür. Bunların cevaplarını bulmak ise pek de kolay olmamaktadır. Ölümün yakın olduğunu bilen kişi, bundan dolayı da korkuya kapılır.
İntihar oranlarının en çok yaşlılık döneminde artış göstermesi yukarıda anlatıllanları destekler niteliktedir. Diğer dönemlere oranla, intihar girişimleri bu dönemde bir azalma gösterir. Çünkü kişi gerçekten ölmek istemekte, ölümcül olan yöntemleri tercih ederek bu niyetini gerçekleştirmektedir. Umut dolu yaşamı boyunca kişi aradığı mutluluğu ancak sonsuz dinginlik içinde, yani ölümden sonra, bulacağına inanır.
Psiko-sosyal gelişim dönemleri içinde kısaca değinilen konular, bireylerin intiharında çevrenin önemini orteye koymaktadır. Burada daha çok aile birimini ele alarak inceledik. Diğer toplumsal faktörlerin etkilerini de düşündüğümüzde, sorunun gerçek boyutları daha açık şekilde ortaya çıkacaktır. Ancak bunların incelenmesi başlıca bir tez konusu olacak kadar geniştir.
Bu bölümde ele alınan konular hakkında sonuç olarak şunu belirtmek isterim ki, kişi ve çevre boyutunu birlikte ele almak, psikoloji ve sosyoloji bilim dallarının intiharı açıklama çabalarındaki ayrılıkları belli bir noktada birleştirecek ve asıl önemlisi sosyolojik teorilerin temellerini sağlamlaştıracaktır. Çünkü intihar eden kişinin geçmiş yaşamındaki çevresel faktörler, kişi açısından bugünkü çevresel faktörlerden daha önemli olabilir. Bunu dikkate alan bir sosyolojik açıklama kuşkusuz ki daha gerçekçi olacaktır.